# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SLIPKNOT – We Are Not Your Kind
| 24.08.2019

Maskem şekil, önümden çekil.

ismail vilehand

Slipknot; kendisini zamanında keşfedip, epey sevip ve bu adamların kafasını yakalayanlar için çok önemli bir grup. Ben de dâhil olmak üzere; gözlemlediğim kadarıyla, 1999-2004 yılları arasında Slipknot dinlemeye başlamış kesim, her ne kadar zaman geçtikçe ekstrem ve ultra mega leş yeraltı işlere geçiş yapmış olsa da, bu maskeli kekoları takip etmeyi bırakamıyor.

Metallica, Megadeth, Iron Maiden, In Flames, Opeth ve benzeri birçok grubun “beginner metalci” grubu olmasının ilk şartı kolay dinlenebilir olmasıdır. Ancak Slipknot’ın en az bu gruplar kadar bilinen ve çılgınlar gibi dinlenen bir “beginner metalci” grubu olmasını biraz da görselliğine bağlıyorum. Tıpkı görsellikten ekmeğini yiyen ve metal yapmadıkları halde son yıllarda metal ortamlarında en çok konuşulan gruplardan biri olan Ghost gibi. Bu işlere yeni giren gençler kesinlikle maskeli tipleri bayağı bir seviyor.

Belki biraz tuhaf gelecek ama ben ve çevremdeki metal severler olarak bizim tayfa, “Vol. 3: (The Subliminal Verses)” albümü çıkmadan önce Slipknot elemanlarının isimlerini bilmiyorduk. Dönemin internetsizlik ve bilgisizlik durumu üst üste binince cidden böyle bir durumu yaşadık. Ancak o bilinmezlik ve gizem gruba olan ilgimizi sürekli arttırmıştı.

Öncelikle Slipknot’ın kusursuz olan ilk iki albümden sonra uzun aralıklarla çıkardıkları bütün albümlerinin, az sonra enine boyuna irdeleyeceğim “We Are Not Your Kind” da dâhil olmak üzere, belirli Slipknot dinamikleri hariç hiç birbirine benzememesinden bahsetmek istiyorum. Evet, Corey Taylor baskın kişiliği ile tornistan baş kaptanı oynuyor ancak, Slipknot yıllar içinde sürpriz yumurta hesabı, belli bir kalitenin altına düşmeyen ancak Corey Taylor’ın yaptıkları haricinde epey farklı işler sundu ve sunmaya devam ediyor.

Her ne kadar “belli bir kalitenin altına düşmeyen” desem de, bence “.5: The Gray Chapter” vasatın altında kötü sayılabilecek bir albümdü. Ancak benim aksime Slipknot fan kitlesi bu albümü çoğunlukla gayet iyi buluyor ve bende hem onları bozmamak adına, hem de kişisel yapım gereği sevmediğim şeylere fazla kafa yormayan bir insan olarak, bu konuyu deşmemeyi tercih ediyorum. Ancak şunu demeden de geçmeyeyim, benim o albümde totalde sevdiğim üç adet şarkı var. Onları dinleyip gerisini ileri sarıyorum açıkçası.

Asıl konumuza gelirsek Slipknot’ın altıncı stüdyo albümü olan “We Are Not Your Kind” epey iyi bir albüm. Konuyu sakız gibi uzatıp asıl fikrimi sona saklamak yerine bunu baştan direk belirtmek istedim çünkü ilk dinlemeden itibaren özlediğim birçok Slipknot dinamiğinin yoğunluğunu duydukça “Ya Rabbi Şükür!” diye bağırasım geldi.

Nelerin ne derece iyi olduğundan sırayla bahsederek gidelim, öncelikle vurmalıları övmem gerekli diye düşünüyorum. Bir davul + iki perküsyon olan, üç kişilik Slipknot’ın vurmalılar çetesi, “Vol. 3: (The Subliminal Verses)” döneminden beri ilk defa bu kadar baskın duyuluyor. Vurmalıların belirli yerlerde bu derece öne çıkması albüm boyunca beni zevkten dört köşe etmekte. Adamlara belirli kısımlarda “alın sazı elinize yardırın ulan pezevenkler” demiş sanki amiral kaptan Corey Taylor (evet burada Corey Taylor’ın baskın kişiliğine laf çaktım. Doğru anladınız.). Özellikle albümdeki favori şarkım olan “Birth Of The Cruel” tam bir vurmalılar şöleni. Slipknot harici en bilinenlerden örnek vermem gerekirse, Ill Niño ve Cult of Luna gibi gruplarında davuldan ayrı vurmalılar bulunduran grupları şahsen deli gibi seviyorum.

Mick Thomson ve Jim Root ikilisinin grubun her döneminde fire vermeyen ve en az Kerry King & Jeff Hanneman veya Pat O’Brien & Jack Owen ikilileri kadar çift gitar paslaşmalarında kendi çaldıkları türe göre neredeyse kusursuz takıldıklarını düşünürsek gitar kısmını atlayarak, bas gitara Paul Gray’in zamansız vefatı sonrası geçen Alessandro Venturella’yı övmem gerektiğini düşünüyorum. Albümde bas gitarın sesinin bu kadar açık olması cidden sevindirdi. Albümün en deneysel ve en keyifli şarkılarından biri olan “Spiders” ve albümdeki uzak ara favorim olan “Birth Of The Cruel” başta olmak üzere, bas gitarın tüm albümde bu derece ön planda olması cidden çok keyif verici.

Grup üzerinde fazla dominant olmasından dolayı arada çaksam da, Corey Taylor’ı övmeden geçersem ayıp etmiş olurum. Efsanevi ilk iki albüm sonrası en iyi harsh vokal performansını sergilemiş. Misal “Iowa” sonrası “Vol. 3: (The Subliminal Verses)” albümünü dinlediğimde “Lan bu adamın sesine ne oldu?” demiştim. “All Hope Is Gone” ile kısmen eskisi gibi kükreyen Corey Taylor geri dönmüştü ancak bu albümdeki harsh vokal kısımları ne kadar az olsa da, “Iowa” albümünden beri en iyisi.

Albümle ilgili negatif kısımlardan bahsetmem gerekirse, tempo düşüklüğü diyesim geliyor ancak grubun müzikal değişimine ve şuan hangi pozisyonda olduğuna bakarak “Iowa” ayarı abartı bir ekstremlik beklemenin boş iş olduğunu düşünerek, günümüz mainstream metaline göre fazla bile sert olduklarını varsayarak, “en soft haliniz bu olsun lan” deyip bu kısmı hoş görüyorum. Hala daha mainstream metalin merkezindeki bir grup olarak fazla bile sertler bence. Hele ki geçen hafta kritiklediğim son Volbeat albümünü düşününce öpüp başıma koyasım geliyor.

Şimdi; konu Slipknot gibi dünyanın en devasa metal gruplarından biri olunca ve benim de yıllar içinde müzik zevkimin değiştiği halde, istisnai bir şekilde takip etmeyi bırakmadığım bir grup olduğundan, finali yapmam biraz zor oluyor. Şahsen 19 senelik bir Slipknot dinleyicisi olarak, bu albümün “.5: The Gray Chapter” albümünden fersah fersah daha iyi olduğunu, tüm deneyselliğine rağmen, “All Hope Is Gone” ile de kafa kafaya olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak, “We Are Not Your Kind” son yıllarda çok kısıtlı takip ettiğim mainstream metal klasmanında uzun zamandır en çok beğendiğim ve keyif aldığım albüm oldu. Slipknot sevenler zaten şimdiden albümü ezberlemiştir ama dinleyip dinlememek konusunda tereddüt yaşayanlar varsa Slipknot’a bakış açılarına göre, beklentilerini ayarlayıp ona göre şans vermeliler bence.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.70/10, Toplam oy: 99)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Roadrunner Records
Kadro
(#0) Sid Wilson
(#3) Chris Fehn
(#4) Jim Root
(#5) Craig "133" Jones
(#6) Clown
(#7) Mick Thomson
(#8) Corey Taylor: Vokal
Vman: Bas
Jay Weinberg: Davul
Şarkılar
1. Insert Coin
2. Unsainted
3. Birth Of The Cruel
4. Death Because Of Death
5. Nero Forte
6. Critical Darling
7. Liar’s Funeral
8. Red Flag
9. What’s Next
10. Spiders
11. Orphan
12. My Pain
13. Not Long For This World
14. Solway Firth
  Yorum alanı

“SLIPKNOT – We Are Not Your Kind” yazısına 31 yorum var

  1. kenibıl says:

    gray chapter gibi bir kepazelciğin ardından şaheser gibi geldi bu albüm bana.

  2. @Murad, ben de birinden bu tarz bir yorum bekliyordum aslında. Grubu iyi bilmiyorum, en güvenilir kaynak grubun resmî Facebook sayfasındaki About kısmıdır diye düşünüp orada yazan kadroyu yazdım buraya. Doğrusunu bilen söylesin düzeltelim.

  3. Berca B. says:

    @Murad, Chris Fehn Mart’ta gruptan ayrıldı. 2018 Ekim’de All Out Life klibi yayınlandı (gerçi albümde yok ama muhtemelen bonus track olur sonra), Mayıs ortasında da Unsainted yayınlandı. Yani muhtemelen Fehn albümü kaydetti, sonra gruptan ayrıldı. Kesin değil, sadece benim tahminim.

  4. Agrypnie says:

    Albüm gerçekten iyi.Slipknotın ilk dönemlerinden esintiler de mevcut.FAkat albümün en büyük dezavantajı kesinlikle baterist jay Weinberg.Grupta bateri yazımından sorumlu kişi joeyle birlikte perküsyonistlerdi zaten.Bu açıdan baktığımızda grup bateriler konusunda büyük kan kaybetti.Çünkü chris fehn de joey jordison da gruptan atılmış vaziyetti.Chris all out life tan sonra gruptan atıldı.Albümün büyük ihtimal yarısı yazılıyken ayrıldı gruptan albümü tamamlayamadan.Bu açıdan bakınca bateri çok fazla tek düze ve monoton kalıyor.Çünkü slipknot gitarların öne plana çıktığı riff bazlı bir grup değil tamamen bateri ağırlıklı bir grup olarak doğdu ve joey grupta olduğu sürece de bunu gayet en iyi şekilde yaptı hissettirdi.Baterişer albümde o kadar basit ve sıradan yazılmış ki albüm çok daha iyi yerlerde olabilecek hatta iowa yla birlikte anılabilecek hale gelebilecekken bu sıfattan mahrum kalıyor.Grubun pauldan sonra hemen hemen en gözde elemanları ayrıldı yazık oldu.Albüm diğer açılardan baya iyi.Corey üst düzey performans sergilemiş baya The gray chapterdan sonra.Sözler için ayrı paragraf açılsa yeridir zaten.Vurmalıları sadece birth of the cruel da sıkı sıkıya duymak da rahatsız etti beni.Daha çok duyulmasını ve kullanılmasını isterdim.Grubun büyük kan kaybettiği aşikar , yalnız bunca olaydan sonra hayata döndürülmesini sağlayan en büyük etken kesinlikle corey taylor.Büyük adamsın :)

  5. Raddor says:

    ismail vilehand’le Slipknot zevkimiz çok örtüşüyor yahu. İkimiz de ilk iki albüme bayılıyor, Vol. 3′yi o kadar sevmiyor, All Hope Is Gone’ı daha iyi görüyor ve The Gray Chapter’ı pek beğenmiyoruz hahah. O yüzden çok yükseldim bu albüme. Zaman bulur bulmaz dinleyeceğim.

    ismail vilehand

    @Raddor, cidden şu yazdıkların noktasına, virgülüne kadar benim Slipknot zevkim hahaha. Bu arada bence epey seveceksin albümü.

  6. riser says:

    puanın ve kritiğin genel olarak doğruları yansıttığını düşünüyorum. iyi bir albüm ama, slipknot’u mainstream canavarı yapan albümlerle aşık atabilecek bir albüm de değil.

    kendi açımdan corey taylor’ın bulunduğu slipknot albümlerini sıralayacak olursam:

    Gray<<<<WANYK<AHIS<Slipknot<Iowa<Vol:3

  7. den4x says:

    kritik çok iyi. albüm çok daha iyi. 1 saat küsürlük albüm kaç defa dinlesem hiç amma uzunmuş dedirtmedi. aradaki atmosferi perçinleme amaçlı 2 dakikalık şarkılar, uzun şarkılar falan hepsi acayip bi bütünlük içinde. corey konusuna da katılıyorum.

    beste konusunda da kariyerlerinin zirvesini yaşıyorlar bence. şu sıralar hala fuck you all, people equal shit falan diye bağırmaya devam etseler biraz abes olurdu. o yüzden bu kısmen düşük tempo, sanat dozu artmış yine de hayvan gibi sert olabilen yapı acayip hoşuma gitti. bahsedilen metale giriş 101 grupları da aynı zamanda kariyerleri evrilen gruplar, bunu en iyi beceren hatta alın böyle yapılır diye masaya vuran slipknot.

    unsainted eski albümlerde olsa sırıtmaz demiştim, ilk şarkı olmasını buna bağladım kendimce. solway firth de muazzam kapanış, albümdeki iniş çıkışları, yavaş ve hızlı anları içinde toplamış. vol 3 özellikle, ve sonraki albümler hit şarkı toplaması gibi duruyor çoğunlukla. bu çok daha bütün ve akıcı. gray chapter ise başı sonu bütün, ortası gaz 2-3 şarkı, biraz garipti.

    spiders’a da ayrı bir parantez, ilk notadan nine inch nails’lik oyunları yapıyonuz hee köftehorlar falan demiştim, çok iyi kotarmışlar.

  8. kspsml says:

    Yapılan müzik tarzı itibariyle işleri gerçekten zor şimdi bu adamlar ilk albümünü yaptıklarında 20 li yaşlarda olsa şimdi alayı 40 lı yaşların ortasında. O yaşlardaki enerjiyi, iştahı… şimdi de beklemek… bilmiyorum zor gibi geliyor.

    Özellikle nu metal,groove metal benzeri tarzlarda bu yaş olayının çok önemli olduğunu düşünüyorum ki zaten bütün bu tarz müzik yapan grupların en iyi albümleri hep ilk 5-10 senesinde yapıyorlar. Sonrasında yapılan albümler de adamlar bozdu diyoruz. Adamların birşeyi bozduğu yok adamlar yaşlandı…

    killyourselfchuck

    @kspsml, eğer bu şekilde düşünürsen brutal death metal yapan, grindcore ve black metal ile uğraşan ve yaşı neredeyse elliye dayanmış insanların işinin bitik olması lazım. performansları vs. sahnede belli bir oranda düşse de hala ortaya taş gibi işler koyan ve tam gaz devam eden adamlar var. hatta özellikle bu müzik türleri ile ilgilenen insanların büyük çoğunluğu böyle.

    tamamen kendine iyi bakmak ile alakalı durum. zamanında kendini çok fazla harcar ve yıpratırsan bu hale gelirsin.

  9. sorehead says:

    Slipknot albümü olmaması gereken şekilde sert olmuş. Bunun nedenini merak ediyorum. Rock ve Metal işi Mainstream den biraz uzak tutulmak isteniyor gibi gelirken bunun olması ilginç olmuş.

  10. P L A G U E says:

    Maalesef albümü dinlerken baya sıkıldım. Güzel anlar var kabul, fakat genel olarak bana hiç hitap etmedi. 3-5 tane güzel şey duyucam diye 1 saatimi hiç etmeme gerek yok.

  11. Gecelerin yargıcı says:

    Hoş albüm ama 13 yaşında amerikali bı ergen olsaydım daha çok sevecegimden adım gibi eminim

    Vatoz

    Slipknot’ın en popüler olduğu yıllarda doğanlar şuan üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Nu metal daha çok ergenler için falan bunlar aşılsın artık 2020 yılına gireceğiz. Piyasadan nu metal silineli yıllar yıllar olmuş hâlâ şu ergen müziği muhabbeti bitmedi. Sadece bu yorum için demiyorum genel olarak ekşi sözlükte bile var böyle düşünenler. Slipknot dinleyenlerin çoğunluğu 13lük ergen kitleden ziyade Slipknot’ı belli dönem çok sevmiş ve hâlâ da sadık olan kitleler.

  12. Ufuk says:

    Slipknot = joey jordison desem, beni taşlayanlardan daha çok, alkışlayanlar çıkacaktır. Ama ergenlik edip bok atmamak gerek ki, gray chapter da taş gibi albüm bence. Joey jordisonsuz ve 20 yaşında bir gruba göre hala taş**klı olduklarını da unutmayalım. Ama o eyeless introsu neydi bee..

  13. killyourselfchuck says:

    slipknot her ne kadar ilk dinlediğim metal grubu olmasa da beni bu müziğin içine çeken gruptur. bu sebepten ötürü de kendilerini epey bir severim.

    öncelikle bu albümde davulların epey bir zayıf kaldığını düşünüyorum. gruba joey’in ardından katılan eleman içinde ilk bulunduğu albümde iyi bir iş çıkarmıştı ama burada gerçekten davulları çok sıradan buldum. ilk albümde kendisine helal olsun demiştim. sonuçta kolay değil joey gibi dünyaca ünlü, yetenekli ve slipknot’ın mihenk taşlarından birisinin yerine geçiyorsun. bu albümdeki performansını düşük buldum.

    sid’in ortaya koyduğu işleri en çok üçüncü ve dördüncü albümlerinde seviyorum. ikincisinde gerçekten inanılmaz bir yaratıcılıkla ortaya iyi bir iş çıkarmıştı. all hope is gone’da ise sade ama oldukça duygusal takılmıştı. severim sid wilson’ı. bu albümde kendisini pek hissedemedim. bundan önceki albümlerde eskisi kadar olmasa da kendisini bi’ nebze dahi olsa hissettiriyordu ancak bu albümde kendisini oldukça sıradan buldum. hele son albümün yazımında hiçbir katkısı olmadığını ve aşırı sıradan bir şekilde takıldığını düşünürsek, beni oldukça büyük bir hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim.

    şimdi, diğer bir konu olan corey taylor… ben hayatımda sadece iki adamın hayranı oldum. ilki corey taylor, ikincisi de chuck schuldiner’dı. chuck’tan şimdilik bahsetmeme gerek yok çünkü konu çok dağılır ve uzar ama corey’den bahsetmem gerekirse kendisini hem bir sanatçı olarak, hem de sıradan bir insan olarak özellikle sever ve takip ederim. bu albümde vokallerini gerçekten hiç ama hiç iyi bulmadım. fark ettiniz mi bilmiyorum ama son üç-dört senedir sahne performanslarında epey bir düşüş var. sesi çok kirlendi ve artık yaşını başını almış, iki grupta da iki farklı şekilde şarkı söyleyen birisi olarak çok ama çok fazla yoruldu. albümün büyük bir bölümünün clean vokallere hakim olmasının sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. bana sorarsanız hem konserlerde sesini elinden geldiğince yormamaya çalışıyor hem de artık eskisi kadar brutal vokale kaymak istemiyor. clean vokalini her zaman için beğenmişimdir ancak artık o seste kirli kirli çıkıyor. e brutal desen o da eskisi gibi değil. şarkı sözlerinden tutunda vokallerine kadar ben bu albümün büyük bir oranda stone sour etkisinde kaldığını düşünüyorum. zaten corey’in kendisi bile albüm yazımına ilk başladıkları zaman, bu albümün stone sour’dan izler mi ne taşıyacağının haberini vermişti. (aradan bir seneden fazla zaman geçtiği için tam hatırlamıyorum ama bu minvalde bir açıklamaydı) corey performansının düşmesinden, albümdeki vokallerden, şarkı sözlerinden pek bahsedilmemesi dışında iyi bir kritik. ha bi’ de son söylediğim şu stone sour vari etkileşimler.

    benim için bu albüm maskeli stone sour gibi olmuş. puanım: 7

  14. Evrim Eren says:

    elemanlar ingiltere listesine 1. sıradan girdi. hemde ed sheeran gibi birini 2. sıraya iterek. abd listesi olsa takmam ama ing listesi öyle kolay iş değil.
    birkaç yıl öncesine kadar popülizm batağına saplanmış ve çiğ bi müzik yapan grup artık altyapısı çok güçlü ve doyurucu bi seviyeye geldi sabah akşam dinleseniz sıkmıyor insanı. bu da kalıcılık ve kalitenin göstergesi. kariyerlerinin bilmem kaçıncı yılında böyle başarılı işlerle sıçrama yapmaları takdiri hakediyor.

    velhasıl yılın albümüdür efendim 9.5!

  15. Raddor says:

    Henüz yarım yamalak dinleyebildim ama keyif aldım. En çok hoşuma giden şey albümün prodüksiyonu oldu. Sound çok iyi geliyor kulağa. Bir önceki albümle kıyasladığımda hele ki. Fakat bakıyorum, iki albüm de Greg Fidelman tarafından yapılmış. Greg Fidelman’ın bulunduğu albümlerin distortion tonu çok iyi oluyor ama bu adamın albümleri birbirini tutmuyor. Death Magnetic ile Hardwired’da olduğu gibi. Gerçi Magnetic’te engineer’dı sadece ama engineer olduğu işlerde dahi kendini belli ediyor (Black Sabbath – 13). Çok kendine has bir sound’u var. Bu albümde yaptığı işi çok beğendim.

  16. Ugur says:

    Ülkeden çıkmadan spotify’da indirmiştim fırsat bulunca dinlerim diye.Geçen hafta G.afrika’dan Mozambik’e 6-7 saat süren araba yolculuğumda dinleyebildim.Şimdi ne zaman albümü açsam o yollar aklıma geliyor.Yine çok iyi bir albümü çok özel ve tekrarı olmayacak bir anıyla özdeştirdim.Benim için yılın en güzel şeylerinden bir tanesi oldu ahah.

    Bu arada Shawn “Clown” Crahan grupta Corey’den daha baskın bir adam, grubun baş kurucusu ve hatta bir nevi menajeri gibi.Kliplerin yönetmenliğini de yapıyordu.

  17. Raven says:

    Mehh Slipknot gibi bir grubu Metallica, Megadeth, Iron Maiden, In Flames, Opeth gibi gruplardan üstün görüp bir de üstüne bunları dinleyenlerin beginner metalci grubu olduğunu iddia eden birini asla ciddiye almam. senin gibilere ne diye prim verirler anlamıyorum. Kafan güzelmiş güle kullan.

    Rust in Peace.

    @Raven, o 2 cümleden cidden bu yazdıklarını çıkardıysan durum vahim. Sabah akşam kitap okusan da fayda etmez herhalde

    Raven

    @Rust in Peace., Kısmen yanlış anlamışım ama kritiği yazan şahsın bu grupları kendince beginner metal diye küçümsemeye çalışması gerçekten irrite edici. Niye bu kadar kayırılıyor anlamıyorum.

  18. Rashid says:

    Evanescence ile beraber benim için her zaman özel bir yeri olan bir grup Slipknot. Bu 2 grup sayesinde Rock/Metal müziğin ne olduğunu anlamaya başlamıştım ve açıkcası her iki grubun da karanlık havası beni içine çekmişti.

    .5: The Gray Chapter biraz deneysel bir albümdü. Uzun yıllar sonra çıkardıkları ilk albüm olduğu için bence yaratıcılık anlamında kendilerinin sınırlarını zorlamaya çalışmışlardı. Kimisi sevdi, kimisi nefret etti ama bence iyi albümdü ama duygusuzdu. Aynı bu albüm gibi. Evet, bu albüm .5: The Gray Chapter’den daha iyi hazırlanmış bir çalışma ve ara-ara köklerine dönmüş bir Slipknot’u bile görüyoruz. Hatta sound olarak Slipknot ve Iowa albümlerine fazlasıyla benzediğini de söyleyebilirim. Ama yeni Slipknot devrini bir türlü sevemiyorum. Benim için grubun en iyi albümleri Vol. 3 ve All Hope is Gone olduğunu hesaba katarsak böyle düşünmem de gayet doğal sanırım. Sebebiyse şu son 2 albümlerinin tamamen “sertlik” üzerine tasarlanmış olması. Ben kasvetli ve melodik zamanlarını özlüyorum grubun. Dead Memories, Vermillion tarzı şarkılar yok artık. Bu kadar laga luga yapmama bakmayın, netice olarak gayet keyifle dinlediğim bir albüm oldu. :D

  19. Salata says:

    Gray ve Jordison’dan sonra devam etmeseler de olurdu.. All Hope Is Gone hit manyağı ve en olgun albümleriydi, o albümdeki olmuşluk sonraki iki albümde de yok

  20. Bu manyaklar ne yapsa oluyor sanki ya. Tüm albümlerine deli gibi hastayım. Bu da benden 8 alır.

  21. Fatih says:

    Slipknot yaptığı her albüm sonrası daha da büyüdü yani bu albümü sevdim.gray chapter ı neden sevmiyorsunuz bilmiyorum albüm hit dolu.tamam lowa gibi sert albüm değil ama hit var hit.

    owlbos

    @Fatih, nedense bana hep tam tersi gibi gelmiştir. yani yaptığı her albümle daha da küçülmüş gibi…

  22. Raddor says:

    En iyisi demem ama en iyi albümleri budur diyene de pek itiraz etmem. Hala dinliyorum. Bir Nero Forte, Birth of the Cruel kolay yetişmiyor.

  23. ismail vilehand says:

    Cidden “Birth of the Cruel” Slipknot tarihinin en iyi şarkılarından biri. Grubun bütün spesifik özelliklerini tek şarkıda toplamışlar.

  24. Raddor says:

    Nero Forte’yi albüm çıktığından beri sık sık dinlerim. En iyi Slipdon şarkılarından biri <3

  25. Canoir says:

    Şu albümden sonra “The end, so far”ı niye yaptınız amınakoyayım

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.