# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ARK – Burn the Sun
| 28.10.2009

Kusursuzluk.

Yazının giriş cümlesi nasıl olsun diye o kadar çok düşündüm ki. Mal gibi yazıp yazıp sildim, olmadı, olmuyor, olmayacak da. Uygun bir şey bulamayacağım.

Bir albümdeki her şarkı size farklı bir şeyi hatırlatıyor, şarkıların belli bölümleri bile yanlarında zamansal, mekansal unutulmazlıklar barındırıyorsa, insan kelimelerini, cümlelerini toparlayamıyor.

Albümü ilk kez nerede duyduğumu hatırlamıyorum. Kim söyledi, hangi grubu seviyordum da bunu da severdim, ne şekilde ulaştım, hiçbir fikrim yok.

Tek bildiğim, “Burn the Sun”ı dünya üzerinde en çok dinleyen insanlardan biri olduğum ve bana hissettirdikleri açısından albüme açıklayamayacağım düzeyde bir değer verdiğim.

“Burn the Sun”ın teknik yönü, gerçek anlamda bir ders gibi. Her enstrümanın olağanüstü bir performans sergilediği, inanması güç düzenleme ve geçişlerle dolu bestelerin olduğu, vokalin iki dudağı arasından çıkan her, ama her sesin tonlarca duygu barındırdığı, beni dünyanın bir ucunda tek başımayken almış, taşımış, zorlandığım anlarda dahi beni tutup çıkarmış, rahatlamamı sağlamış, yaşamadan kurtulmamın mümkün olmadığı olumsuz durumlarda bu olumsuzluğu bana yaşatıp kurtulmama yardım etmiş, her notasını tarif edemeyeceğim kadar çok sevdiğim bir albüm.

bts_6

Üstteki paragrafa “teknik yönü” diye başlayıp farkında bile olmadan tekniği unutup nerelere geldiğimi görmek bile, albüme dair hislerimin bir kanıtı aslında. Tekrar o kısma dönelim madem.

Konu progresif metal olduğunda, benim için diğer tüm albümlerin üstünde yer alır “Burn the Sun”. Yapılmış en iyi progresif metal albümü falan demiyorum, ancak sıradan tek bir notası dahi olmayan, baştan sona, 56:46′lık bir kusursuzluktur. Benim için, var olan en güzel progresif metal albümüdür.

Performans açısından, her elemanın bu kadar kusursuz olduğu başka bir albüm daha dinlemişliğim var mı, hatırlamıyorum. Albümü, gruptaki her elemanın solo albümü olarak dahi algılayabilirsiniz. Gitar, davul, bas, klavye diye tek tek söz etme gereği bile duymuyorum. Her biri 10 üzerinden 10′luk performans sergiliyor. O derece eşsiz, o derece tektir.

Jorn Lande var vokallerde. Böyle bir yorum gücü, böyle bir değişkenlik olamaz. Duygusal durumumun hem olumlu, hem de olumsuz anlamda ağzına sıçan, yeri geldiğinde kalp atışlarımı hızlandıran, yeri geldiğinde gözlerimi kapattıran bir vokal performansı var burada. Dediğim gibi, zorlanmayı bırakın, yapamıyorum. Bana hissettirdiklerini tarif edemiyorum.

Şöyle bir dinleyerek, parçalara atlaya atlaya göz atarak asla anlaşılamayacak bir albümdür “Burn the Sun”. Heal the Waters’daki para sesinden Absolute Zero’daki Björk atıfına, Ressurection’ın hayatta en sevdiğim birkaç şarkıdan biri oluşuna ve her dinlememde ağzıma sıçmasına, Just a Little Crazy’deki Latin havalarından yapılmış en güzel aşk şarkılarından biri olan Feed the Fire’ın akıl almaz vokal yorumuna, her saniyesiyle başyapıt ötesi, progresif metalle yakından ilgilenenler için gerçek anlamda kült albümlerden biridir.

Uzatmanın bir anlamı yok. Sadece “Ark – Burn the Sun” desem de, bin sayfalık yazı yazsam da, bu albümün bendeki değeri birdir. Albümü dinleyip de aynı türde duygular yaşayanlar olduğunu bilmek bile güzel.

Duygu ve tekniği bundan daha iyi birleştiren, progresifi onu bunu geçtim, genel anlamda bu iki unsuru bu kadar kusursuz biçimde yansıtan bir başka albüm daha dinlediğimi ve dinleyeceğimi sanmıyorum.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.22/10, Toplam oy: 145)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2001
Şirket
Inside Out
Kadro
Jorn Lande: Vokal
Tore Östby: Gitar
Randy Coven: Bas
Mats Olausson: Klavye
John Macaluso: Davul
Şarkılar
1. Heal the Waters
2. Torn
3. Burn the Sun
4. Resurrection
5. Absolute Zero
6. Just a Little
7. Waking Hour
8. Noose
9. Feed the Fire
10. I Bleed
11. Missing You
12. Silent is the Rain (Japonya bonus'u)
  Yorum alanı

“ARK – Burn the Sun” yazısına 53 yorum var

  1. demandred says:

    just a little gerçekten süperdir, hatırlarım da ilk dinlediğimde çarpan nadir şarkılardandı. missing you atlanmış gibi, o da bahsedilmeye layıktır bence, yavaşca sarar insanı, ondan sonra sokaklarda bağırttırabilir “missing you, i’m the man you never knew” deyu deyu.

  2. b says:

    mükemmel bir albüm. kusursuz.

  3. ihsan says:

    hani “progressive” kelimesini duyunca kaçan dinleyici tipi vardır ya, bu albüm “progressive”liğin o kısmından pek pay almaz. önce jorn lande’nin vokalleri takip edilerek albüm iki kere çevrilir, ardından randy coven’in(vai ile çalşmş) bas yürüyüşlerine hayret edilir, asıl adam şarkı yazarı tore ostby babanın yeteneği önünde eğilip, macaluso’nun davul tonu çeşitli stüdyolarda bulunmaya çalışılır. bencede yorumda dendiği gibi “albümde çalan 4 sanatçıdan herhangi birinin solo kayıtları gibi” temiz kayıt ve “sound”lu kült bir albüm bu. yaptıkları dream theater progressive’i değil de, queensryche progresive’i gibi daha içine girilebilir.
    albümde çalışmış en “celebrity” eleman jorn lande’nin en iyi vokal performansını gösterdiği albüm olmayabilir ama söylediği en iyi albümdür.

  4. Gençay Aytekin says:

    bu albümü keşfettiğim dönemde benim için joker albüm olmuştu. “ne dinlesem yahu?” diye düşünüp, kararsız kaldığım zamanlarda (yolda, odamda vs.) direkt bu albümü açardım. bir dönem sadece bu albümle yatıp kalkmışımdır o yüzden.
    bütün şarkılarını ayrı ayrı severim bu arada, ama missing you ile ardından gelen silent is the rain biraz daha özeldir benim için.

  5. vnberly says:

    Beni hem normal hem japon versiyonunu aldırtacak kadar manyaklaştıran tek albümdür.

  6. Ahmet Saraçoğlu says:

    @ihsan: “jorn lande’nin en iyi vokal performansını gösterdiği albüm olmayabilir” demişsin. Sence en iyi performansı hangi albümde?

  7. heat says:

    bence en iyi vokali worldchanger da

  8. ihsan says:

    @ahmet: masterplan’in aynı isimli muhteşem “debut”udur bence. o albümün hitler bombardımanı olmasından kaynaklanıyordur belki de fikrim.

  9. Ahmet Saraçoğlu says:

    ok. ikisini de dinlemedim henüz. ilk fırsatta diyelim.

  10. Sambalici says:

    ilk aklıma gelen “masterplan” albümü oldu benim de, ama aralarında çok fark olduğunu düşünmüyorum vokal performansı açısından, ihsan’ın bahsettiği hit bombardımanı mevzusu biraz algıyı değiştiriyor. yapı olarak “burn the sun” daha progresif rock, “masterplan” daha düz melodik metal tandanslı olsa da bana sanki iki albüm ortak bir temeli paylaşıyor gibi geliyor duygu açısından, belki jorn lande’den dolayı bilemedim.

    bu arada tabi esas benzerlik mevzusu Tore’nin diğer grubu Conception’da var, Lande yok orda ama Roy Khan da sevdiğimiz saydığımız bir insandır.

  11. özgür says:

    kusursuz albüm.
    10′dan az not verenleri “abi zevkler ve renkler tamam da bir dakika gelir misin buraya, bak arkadaşım diyorum.” diyerek arka mahalleye davet ediyorum.

  12. heat says:

    ya şu albume şundan daha duşuk puan vereni tenhanada kıstırıyoruz turunden laflardan bıkmadınızmı artık kasmayın bu kadar hemde puan ilk kez bu kadar yuksek giderken pasif agresif tarihinde(evet ezelden beri takip ediyorum:)

  13. sinik says:

    yaklaşmayın 1′i veririm!

  14. Ahmet Saraçoğlu says:

    Şöyle diyeyim, bir albümün notunun düşmesini istiyorsanız, aha da reçete, “kim düşük not veriyo?”, “düşük not verenlere yuh” tarzı yorumlar yapmak yeterli. :) Şimdiye kadar bu tarz yorum yapılıp da notu düşmeyen albüm olmadı. Ark da düşmeye başladı işte. Çok önemli bir konu değil ama söyleyeyim dedim.

  15. vnberly says:

    Önemli olan yüreğimizdeki puanlar…

  16. ihsan says:

    ben albüme 9 puan verenlerdenim, neden? yani bence bu tip albümler üzerinden zaman geçtikçe 10 numara mertebesine erişmeli. gerçi bu 2001 tarihli bir kayıt çok yıllandı ama 10 puanı, “hmm bu albüm güzel yapıştırıyım bi 10″, yada “bana çok özel şeyler hissettirdi 10 lan” diye vermemeli. bana göre içinde bulunduğu tür ve jenerasyona göre de değerlendrilmeli. tamam abiler progressive rock yapmışlar ama bana göre bu türde yapılabilecek en avantgarde en kusursuz şeyler önceden yapılmış.yani kısacası 10 numaralık bi albüm kendisinden önceki inşaanın üstüne en azından bi teras çıkmalı, arkasından geleceklere taklit edilebilecekleri bi kayıt bırakmalı, 2-3 yıl boyunca müzikte tek düzeleşmiş albümlere yol açmalıdır. tabii bu bencesi. adam progressive dinliycem deyince akla gelebilecek 4-5 taneden biri olmalıdır.
    neyse baktım şimdi çok uzun olmuş:) albüm bu sebepler için benim için bulunduğu tür içinde 9 puandır, gerçi 1 puan alsa nolcak tore ostby beyoğlu 3 asliye mahkemesine sitenin kapatılması için mi başvuracak?

  17. b says:

    yine ego tatmincileri başrollerde.:)) yahu buraya yorum yazmadan eksi puan verenler gelse de düşüncelerini paylaşsa onu da yapmıyor yapamıyorlar ki. ancak klavye patronluğu yapıyorlar. bu da acınası bir psikoloji. neyse dediğiniz doğru, önemli olan gönüllerdeki puanlar.:)

  18. sinik says:

    ben mesela bu albüme 1 verdim puanı düşsün diye. özellikle yaptım. çünkü bu albümü çok seviyorum ve benim için çok özel bir albüm. ama sizin şurada görünen puan manyaklığınız beni deli ediyor ve sizin bu tabunuzla dalga geçmek hoşuma gidiyor. yukardada arkadaşların belirttiği gibi bu albümün bendeki yeri değil 10, 20, 30, 100…birileri gelmiş albümün puanı 6 olmuş. bana ne. hatta bize ne? güzel bir kritik yapılmış, albümün 10/10 albüm olduğu belli, elemanların üstünlüğü belli, jorn un yorum gücü belli. eee sorun nrdir?

  19. b says:

    aferim aferim sana hadi bakıyim böyle devam.:D

  20. sinik says:

    sen yorum belirtmesen olmaz zaten b. senin akrabaların nerde a,c,d,e,f,… falan ehhuehue.

  21. agalloholic says:

    Akşam akşam canım şöyle Ahmet Saraçoğlu imzalı bir The Devil’s Hall of Fame kritiği çekti ki sormayın..

  22. Zierler says:

    Ark benim için çok özel bir grup.Özellikle jorn lande nin ne kadar mucizevi bir vokalist olduğunu kanıtlıyor burn the sun albümü.Bu incelemeyi gördüğüm için gerçekten çok mutlu oldum.Nedense Ark ve benzeri gruplar her ne kadar devler liginde yer almasalarda çoğu gruba takar nitelikte olduklarını düşünüyorum.

    Bu bağlamda pasifagresiften Pagan’s Mind albüm kritiklerini de dört gözle beklediğimi söylemeliyim:)

  23. Cihan says:

    Jorn Lande başka neler yapmış diye bakınırken keşfettiğim bir albümdü bu, son zamanlarda da çok sık dinliyordum dedim bi bakayım pasifagresifte kritiği yapılmış mı? hehe tabi ki yapılmış, kaçar mı eline sağlık Ahmet Saraçoğlu… 10′dan aşağı not olmaz bu albüme, her şeyden önce bırakın metali falan harika bir müzik albümü bu…

  24. thefakefloydian says:

    Dream Theater As i am’de Heal the Waters’ın introsundan arak mı yapmış ne?

  25. Itachi says:

    Albümü övmeye gelmiştim ama yazıyı okuduktan sonra gereksiz olduğunu anladım.10 verdim gidiyorum.

    /başyapıt

  26. GiantZillerIndo says:

    Şu albüm için o çok sevdiğim albüm övmeciliğine bile girmeyeceğim. Pek nefis bir kayıt. Gerçi belirtilmiş ama Tore Östby’nin Conception diye de bir grubu var. Doksanlarda işini görmüş, (afbuyurun)dötünü dönüp yatmış bir grup. İşte o grubun albümlerinde bu albümdeki cinliklerin ham halleri felan görülebiliyor. Rastlıyorsunuz öyle arada. Daha bir metal havasında, daha bi tırt prodüksiyonlu albümler tabi onlar Burn The Sun’a göre.

  27. Beleg says:

    Lan ben bu albümü niye daha önce duymadım? Niye kimse kafama vurmadı? Amına koyim bu ne lan? Muhteşem bişeymiş bu, 1 haftadır rahat vermedi, günde 5-6 defa dönüyo allahsız. Tam da final haftasında (carcass, ulcerate, gorguts) buldu beni. ÇOK GÜZEL LAAAAN! Şarkı seçemiyorum resmen anasını satıyım.

  28. Rust in Peace. says:

    Dün Arch/Matheos kritiğinde gördüm bu albümü, kritiği okuyunca indirdim, akşamına dinledim.

    İçinde bir tane bile boş şarkı yok. Son zamanlarda dinlerken en çok heyecanlandığım albüm oldu. Gerçekten herkesin övdüğü kadar varmış.

  29. tahsin says:

    Yaklaşık 1 ay önce @Ahmet Saraçoğlu’nun en sevdiğiniz 25 albüm listesinde tanıştığım bu albüm. en çok sevdiğim albümlerden birisi oldu. Her şarkısı ayrı güzel . Cok tatli sözler , Mükemmel baslar, kusursuz gitar soloları ve TANRI DÜZEYİNDE VOKAL. Kritik söylencek çok fazla birşey birakmamış zaten. @Ahmet Saraçoğlu var ol sayende böyle baş yapıtlarla tanışıyoruz. Yorumumu şu güzel sözlerle bitireyim

    A Hotel Where Nobody Stays
    A Piano That Nobody Plays
    Is What My Heart Feels Like
    Empty Room Cold Dark Stairway
    You Left Me Brokenhearted
    All Alone On The Road To Somewhere

  30. tahsin says:

    Thrown to The Sun ismi acaba Torn isimli parcadan mi geliyor?

    Ahmet Saraçoğlu

    @tahsin, hayır, tesadüf.

  31. Durduk yere tüylerim ürperdi az önce. Hayat bazen çok garip oluyor gerçekten. Yıllar sonra canım bu albümü dinlemek istedi. Benim için aşırı önemli ve özel olduğu için çok seyrek dinlediğim bir albümdür “Burn the Sun”. Nedense bugün, az önce bir anda aklıma geldi ve açtım. Şu anda 3. şarkıdayım.

    “Bu albüm 2001′de çıkmıştı, bu sene 20. yılı. Acaba tam günü ne zamandı?” diye baktım.

    23 Mart 2001′de çıkmış. Tam bugün 20. yılıymış ve durup dururken aklıma gelmiş. 20 yılıma damga vurmuş bir albüme farkında olmadan böyle nokta atışı yapmış olmak, güzel şeyler bunlar.

  32. Hayatta en sevdiğim progresif metal albümü, net. Kusursuzluk, eşsizlik.

    Canoir

    @Ahmet Saraçoğlu, bu yorumu görünce aklıma düştü, sabah spor yaparken bir posta dinledim. Şimdi ikinci turu döndürüyorum. Allah gibi albüm yav

  33. Bu kadar kusursuz bir cover olamaz.

    https://youtu.be/R1Uu8GgUkhk

    Vokaliste öldüm bittim, Jorn’un her vurgusunu yapmış adam. Helal olsun valla.

  34. Cryosleep says:

    Jorn Lande.

  35. 2000-2002 arasında aklımdan “Hangi vokalistin sesine sahip olmayı isterdim?” diye bir düşünce geçmişti. LOST HORIZON vokalisti Daniel Heiman mı, PAIN OF SALVATION’dan Daniel Gildenlöw mü? Gildenlöw çok daha versatil bir tarza sahipti ve her türlü şeyi söyleyebiliyordu, ancak Heiman’ın ses rengi de eşsizdi ve benim için power metal vokalistliğinin zirvesiydi. Hâlâ da öyle. Değişken bir vokal mi, kimsenin çıkamayacağı notalara kusursuz bir temizlikte çıkabilmek mi? Bu soru aklımı 3 dakika kadar meşgul etmiş ve herhangi bir karar vermeden hayatıma devam etmiştim.

    Aradan geçen 20 yıl, dinlenen binlerce albüm, binlerce grup, binlerce vokalist ve “Hangi vokalistin sesine sahip olmayı isterdim?” sorusuna -artık- düşünmeden verdiğim yanıt: Jørn Lande.

    Jørn Lande bambaşka bir mevzu. Hz. Dio’dan sonra sesiyle heavy metali bu kadar iyi yansıtabilen, içinize işletebilen başka bir vokalist daha -bence- yok. Bugün aynı soruyu bana sorsanız, daha “Hangi vo-“ dediğiniz anda “Jørn Lande. Net. Çok da şey etmeyin, Jørn Lande” der ve “GİV AS MEEEEEEAAACİİİHHHKK!” diye bağırıp oradan uzaklaşırım.

    Rust in Peace.

    @Ahmet Saraçoğlu, Hansi Kürsch.
    Düşünmeden cevap verdim, düşünsem belki farklı biri gelir aklıma ama bu da çok tatmin edici bir cevap

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, ben Layne Staley diyorum. Çok karizma bir sesi var, peynir ekmek yer gibi karı götürürdüm o sesle.

    Şarkı söyleyebilmekle neredeyse hiç ilgilenmiyorum. O yüzden vokalist olmaya dair tek ilgimi çekecek şey karşı cinste hayranlık uyandırmak olurdu herhalde.

    Boba Fett

    @Ahmet Saraçoğlu, Net Pavarotti derdim.

    https://www.youtube.com/watch?v=VgbxZyATnXc&ab_channel=AnttonyDantas

    deadhouse

    @Boba Fett, Ahmet abinin tenor ya da soprano değil de normal sesli vokalist kastettiğini sanıyorum. Tüm vokal türleri, tüm sesler değerlendiriliyorsa ben de Pavarotti derdim. Ava Maria’yı seslendirdiği performansı için söylenecek söz yok. Konserde izlemek için binlerce dolar verebilirdim. Belki başka bir evrende.

    Ahmet Saraçoğlu

    @deadhouse, metal özelinde söyledim aslında. Pavarotti ve benzerleri ayrı bir kulvar. Sevdiğim şarkıları söyleyebilmek isterdim, o yüzden Lande dedim. Vokalist olma amacı taşımadan dedim hatta. Pavarotti gibi sesin olsa mecburen opera sanatçısı olacaksın, başka çaren yok. :)

    Boba Fett

    @deadhouse, Normal ses ise Devin’de olmaz, Zakk Wylde ile Black Sabbath falan coverlamak isterdim.

    Boba Fett

    @Boba Fett, Kobi Farhi’de olabilir sayılırsa Einar olabilir, Kobi sesi ile ister türkü söyle ister metal.

    Dan Swanö olabilir kudretli bir brutali var fakat bence bir tık cleani düşük. Mikael olur sanırım, geceleri death sabahları ballı kaymaklı prog söyleyebilirdim.

    deadhouse

    @Ahmet Saraçoğlu, Kurt Cobain.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, İbrahim Tatlıses.

    Merdomerdo

    @ismail vilehand, Hahah ben de Özcan Deniz yazmaya gelmiştim. Konuşma sesim yanık olmayacak ama.

    Konuşma sesi de dahilse Barry White.

    https://www.youtube.com/watch?v=tfFjm-6cbu8

    Heavy metal vokalleri arasında Jesse David Leach.

    Boba Fett

    @ismail vilehand, İbrahim Tatlıseks

    Boba Fett

    @Ahmet Saraçoğlu, Kenn Nardi bence çok underrated o da olabilirdi.

    Cryosleep

    @Ahmet Saraçoğlu, Phil Anselmo’nun gençliğindeki vokali.

    woodenpint

    @Ahmet Saraçoğlu, Hiç düşünmeden Matthew Barlow. O nedir yav.

    Raddor

    @Ahmet Saraçoğlu, David Draiman :D

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.